“Saygıdeğer Başkanım, Yargıtay Başsavcısı Vekîlim, Yargıtay Genel Kurul Başkanım, Yüksek Öğretim Kurulu’nun saygıdeğer üyeleri, aziz rektörüm, saygıdeğer konuklar, hanımefendiler, beyefendiler, hem Konservatuvar’ımızın açılışına hem de san’at şölenine hepiniz hoş geldiniz efendim.

Müdîre Hanım Yahyâ Kemâl’den bıraktı. Yahyâ Kemâl ile Ziyâ GÖKALP’in güzel bir atışması aklıma geldi. Ma’lumunuz Yahyâ Kemâl, Osmanlı, Osmanlı düzeni, Osmanlı tarihini pek benimser, pek içselleştirirdi. Ziyâ GÖKALP de bunu biliyor, Yahyâ Kemâl’e demişti ki:

 

Harabîsin, harabâtî değilsin,

Gözün mâzidedir, âtî değilsin.

Yahyâ Kemâl irticâlen hemen cevap vermiş:

Ne harâbîyim, ne harabâtîyim,

Kökü mâzide olan âtîyim.

Diye. Eğer âtîye bakmak istiyor isek, gözümüzü mutlaka mâziye çevirmemiz lâzım. Aksi takdirde harâbâti olmasak bile harâbî olmaya mahkûm oluruz. Bu sebeple san’atımıza, kültürümüze çağdan kopmadan değerlerimize sahip çıkma yükümlülüğümüz vardır. Eğer değerlerimize sahip çıkmaz isek yetiştireceğimiz nesillerin Türk Mülleti’nin, Türkiye Cumhûriyeti’nin âtîsine sahip çıkmalarını bekleyebilmek, onların değerleriyle muâsır devletler seviyesini yakalayabilmemiz hiçbir şekilde mümkün olmaz. Bu değerleri gündeme getirmek maksadıyla uzun bir gayretin ve çok değerli Yüksek Öğretim Kurulu’nun desteğiyle Konservatuvarımızı açmayı başardık. Bunun evveli vardı. Gazi Eğitim Fakültesi Güzel Sanatlar Bölümü Müzik Eğitimi Anabilim Dalı’nda Türk Halk Müziği ve Türk sanat Müziği’nin gelişmesinde oldukça gayret sarfetti Öğretim Üyesi arkadaşlarımız. Elbette müzik evrenseldir. Elbette müziğin evrensel olan normlarından istifâde edeceğiz. Ama, âtîye bakmak için mâziyi hatırlamamız lâzım gelir düşüncesiyle güçlü bir kadroyu Müdîre Hanım’ın liderleğinde, önderliğinde, Gülçin Hanım’ın önderliğinde oluşturmak için yıllar evvel bir fa’âliyetin içine girdik. Şükür ki merâmımızı anlatabilme imkânı bulduk, şükür ki Türk Müziği’ne, Türk Tarihi’ne, Türk Kültürü’ne sahip çıkan ekiplere bu dosyamızı sunabilme imkânına kavuştuk. Büyük bir heyecânla karşıladı Yüksek Öğretim Kurulu üyelerimiz. Başta saygıdeğer başkanımız olmak üzere. Geç bile kalındı denildi. Ama zarârın neresinden dönülse fâide getirecek düşüncesiyle hemen onayladılar. Sâdece onaylamakla kalmadılar, kadromuzun oluşturulmasında da öncelik verdiler. Kendilerine şükranlarımızı sunuyoruz. Bu tasarruf, bu kabûl konservatuvarımızın bu değerlendirilmesi ileriki günlerde hem Türkiye’ye, hem Türk Milleti’ne, mâziye bakarak âtîye ulaşma imkânı sağlayacaktır. Kültürümüze sahip çıkan san’atımıza müziğimize sahip çıkan, değerlerimize sahip çıkan nesiller yetiştirilecektir. Büyük san’atçıların yine bu ocaktan, yine Gazi Üniversitesi’nden çıkacağına inanıyor, bu duygularla sizi San’at Şöleni’ne davet ediyor, hepinize saygılarmıı sunuyorum. Sağolun, varolun.